Fenerbahçeli olmak ne güzel birşey
Bu haberi yazdır
Müjde !!! Size Kısmet Çıktı
01
 Şub
 2012

Dün akşam, CAS’ta dava görmüş tek Türk hakimi olan Kısmet Erkiner’i mal bulmuş mağribi gibi ekranlara çıkarıp, söylediklerini dinlerken küçük dillerini yutarcasına hayretler içerisinde kalan değerli Türk medyası artık kendi yalanı dönüp dolaşıp kendi kulağına gelince o yalana inanan zavallı bir hale büründü. Şimdi öncelikle Fenerbahçe'nin şampiyonlar liginden men ediliş tarihi 23 Ağustos. Yani bundan 5 ay kadar önce.

Men kararının hemen ardından Fenerbahçe uluslar arası spor tahkim mahkemesine başvuracağını açıkladı. Bu konuda hazırlıklara hemen başladı. Yani, CAS’ta görülecek bir dava sözkonusu olduğunda medyanın görüşüne başvurması gereken belki de ilk kişi olan Kısmet Erkiner’i medyanın görmezden gelişinin üzerinden 5 ay geçti. Fenerbahçe CAS’a başvurma hazırlıkları yaparken Türk medyası ne yaptı hatırlayalım. 3 Temmuzdan o güne yaptıklarını devam ettirdiler; hukuk kökenli olmayan, evrensel hukuk kurallarından bihaber onlarca tetikçinin kahve ağzıyla hukuki süreçleri ‘’savunma hakkıda nedir abicim’’ ağzıyla tartışmalarıyla gündem belirlemeye çalıştılar. Hatta ellerinde mühür olmadan karar vermeye çalışıp Fenerbahçe’nin CAS’a başvurmasının çok fena sonuçları olacağını, iyisimi UEFA’yı kızdırmadan verilen cezaya boynunu eğip kabul etmesi gerektiğini propoganda ettiler.

3 Temmuz sabahı, henüz evinden alınıp eminiyete götürülen A.Yıldırım’a niçin gözaltına alındığı yüzüne söylenmeden, onun yıllarca hapiste yatacağını ve yatması gerektiğini. Fenerbahçe’nin zaman kaybetmeden küme düşürülmesi ve alt ligde – 20 puanla lige başlayacağını ve başlaması gerektiğini propoganda ederken aslan kesilenler bir anda adaletten korkar oldular. Hatırlayalım, Fenerbahçe CAS’ta dava açarsa Fenerbahçe’nin bir iki lig birden düşürüleceği, 8 yıl uluslar arası müsabakalardan men edileceği, UEFA tarafından kara listeye alınacağı, kulübün bir daha iki yakasının bir araya gelmeyeceği yazıldı çizildi. Yazılıp çizilirken o shirli sözcük hep kullanıldı; ‘’iddia edildi’’. Peki ama iddia eden kimdi. İddia eden kişi ve kurumlar genel olarak hukuk özel olarak spor hukuku hakkında uzman kişiler miydi ?

Bu iddiada bulunan kişiler bu yaptırımları uygulamaya yetkisi olan kişiler midir? Yoksa nasılsa zihinlerine, vicdanına tecavüz ettiğimiz insanlar bu soruları nasılsa sormaz biz algıyı ‘’abi elin oğlu şikeyi affetmiyor bak’’ şeklinde yönetiriz diye mi düşündüler. Konuyla ilgili konuşulanlar; masumiyet karinesi, savunma hakkı gibi hukuk normlarını duyduklarında bu ne diye afallayan insanlardı. Kuru gürültü yaratılırken bu ülkede spor hukuku üzerine uzmanlığı kabul edilen ender kişilerden ve söz konusu davanın görüleceği mahkeme olan CAS’ta dava görmüş tek hakim olan Kısmet Erkiner’in görüşünü almak zahmetine katlanmayanlar süren hukuksal bir süreçte kahvehane kültürüyle 100 yıllık bir camianın hakkını hukuksal bir zeminde aramaya çalışması sırasında zihinleri karartmaya çalıştılar. Kirli bir propoganda yapılırken elbette o işin ehline, akla, vicdana hitap eden sözlere değil yalana ve riyakarlığa başvurulacaktı.

Şimdi denilebilir ki, UEFA o dönem Fenerbahçe’yi mahkemeyi gitmemesi için açıkca tehdit etti. Doğrudur ama medyanın görevi ne zamandan beri hakkını adalet önünde aramaya çalışana yapılan baskının destekçisi olmak olmuştur. Hak arayana karşı hakkını ararsan seni yakarlar kara propogandasını yapmak ancak vicdanı ve aklını satmış gazeteciliğin işidir. Ama riyakarlık ve sahtekarlık medyanın karakteri olmuş. Kısmet Erkiner dün akşam dünyaya gelmedi, dün akşam spor hukukunda uzman olmadı. Fenerbahçe UEFA ve TFF aleyhine CAS’ta dava açtığı gün bu ülkede CAS’ta görülecek davalar hakkında ne düşündüğü en çok merak edilmesi gereken görüşüne ilk başvurulması gereken hukukçuydu. O süreçte CAS hakimliğine yeni atanan ve CAS’ta hiç dava görmemiş Türker Aslan’ın ‘’Fenerbahçe boşuna dava açmasın CAS bu davayı kabul etmez ‘’ görüşü her kanalda her gazetede defalarca yer bulurken, Fenerbahçe’nin davasının arkasında olması gerektiğini söyleyen Kısmet Erkiner’in görüşlerinin aynı platformlarda yayınlanmaması bile medyanın 3 Temmuzdan bu yana gösterdiği riyakar ve taraflı tutumun açık bir göstergesidir. Ki, dün bir anda Kısmet Erkiner bir anda spor hukukçusu olmuş gibi adama fazla mesai yaptırarak kanal kanal programlara çıkartarak, aylardır Fenerbahçe avukatlarının söylediği gerçekleri yeni duymuş gibi hayretler içerinde kalarak programlar yaparak riyakarlıklarını kutsadılar.

Dün akşam birden bire Kısmet Erkiner’in keşfedilmesinin, aylardır Fenerbahçe’nin dile getirdiği hatta UEFA’nın resmi internet sitesine astığı Fenerbahçe’yi Şampiyonlar liginden TFF’nin ihraç ettiği gerçeğinin günışığına yeni çıkan bir gerçek gibi afişe edilmesinin sebebi nedir bilemiyorum. Ama bildiğim bir gerçek var 3 Temmuzdan bu yana medya sistemli biçimde yaptığı kara propogandayla Fenerbahçe’liyi aldatamadı, Fenerbahçe’yi bölemedi, Fenerbahçe’liyi kulübüne darbe yapmaya çalışan güçlere biat ettirtmeyi başaramadı ama kendi kara propogandası artık kendi aklını iğfal etmiş durumda.

Riyakarlık vicdanı olduğu kadar gözleri de kör eden bir hastalıktır. Artık kendi yarattıkları yalan dünyasına yavaş yavaş kendilerinden başka inanan kalmıyor ama etrafa bakıp görebilecek durumda değiller.

Ama Fenerbahçe hala aynı yolda yürüyor; bu aklı ve vicdanı esirlerin kara propogandasına rağmen adalet ve özgürlük arayışında yol alıyor.

 

kaynak/http://papazincayiri.blogspot.com/2012/01/mujde-size-ksmet-ckt.html





Gönderen : sait-kaya  
Zamanı : 01 Şub 2012 11:58
Bu haberi yazdır yorum yaz - 20 yorum


Yorumlar

Yorumları okumak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Tavsiyler
Yazarın Diğer Yazıları
  2012
 
Mayıs (15)
 
Nisan (30)
 
Mart (31)
 
Şubat (29)
 
Ocak (21)
  2011