logo
uye_girisi
Göklerde Kartal Gibiydim!
Bu haberi yazdır
“Futbol bir ölüm-kalım meselesi değildir!..”
07
 Oca
 2013

1959-1974 arasında Liverpool menajeri olan efsane Bill Shankly

Heysel Faciası  

Yaklaşık bir asır önce, 1890’da Londra’nın The Times gazetesi şöyle bir uyarıda bulunuyordu: “Bizim holiganlar işi giderek azıtıyorlar ve işin kötüsü her geçen gün sayıları arttıkça artıyor. Onlar medeni toplumumuzun birer yüzkarasıdırlar.”  

Takvimler 29 Mayıs 1985 tarihini gösterdiğinde Brüksel’in kuzeybatısındaki Heysel Stadyumu dünya futbolunun unutamayacağı büyük bir faciaya sebep oluyordu. Liverpool ve Juventus takımları arasında oynanan Avrupa Şampiyonlar Kupası final maçında tam 39 kişi ezilerek veya duvara sıkışarak can veriyor ve 400 kişi de yaralanıyordu. Ekranları başındaki milyonlarca insan büyük bir şok yaşıyordu. Spor tarihinin en kötü olaylarından biri olan Heysel Faciası sonunda, İngiliz Kulüpleri Avrupa kupalarına katılmaktan men ediliyordu.  

Bu olayın meydana gelme nedenleri arasında, sosyal hastalıklar olarak adlandırılan yabancılaşma, yalnızlaşma, manevî tatminsizlik, fertçilik, maddecilik ve çeşitli sapmalar gelmektedir. Bu hareketler "futbol üzerinden kimlik savaşı veren" kişilerde görülmekte ve geniş kalabalıklarda ortaya çıkabilmektedir. Burada dikkati çeken nokta, çevre ve sosyal ilişkileri yetersizleşen ve kısmen toplum dışına itilen veya itildiğine inanan belirli grupların, spor ve benzeri çeşitli sosyal nitelikli olayları araç olarak görerek ve şiddet kullanarak 'deşarj' olma ihtiyacı hissetmesidir. Heysel Stadyumu’nda bir grup İngiliz Liverpool taraftarının meydana getirdiği olayların temelinde bunun gibi faktörler yatmaktadır.  

O sıralarda İngiltere’de bazı şehirlerde stat yakma olayları görülmüş, 11 Mayıs 1985 tarihinde Bradford’da oynanan Bradford City-Lincoln City maçında 53 kişi ölmüştür. İngiltere’de rahat etme şansları azalan çeşitli gruplar, bütün dünyanın dikkatini üzerinde toplayan bu maçı seçmişlerdi.  

Olayların başlamasının bir başka nedeni ise yaklaşık bir yıl öncesine dayanmaktadır. 1984 yılında Liverpool takımı tarihinde dördüncü kez Avrupa kupalarında final oynama şansı yakalamıştır. Finalde rakibi İtalyan takımı AS Roma’dır ve maç Roma’da oynanır. Gerilim içinde geçen karşılaşmayı penaltılar sonunda Liverpool kazandı. Karşılaşmadan sonra çoğu çevredeki otellere dönmeye çalışan ailelerden oluşan Liverpool taraftarlarının peşine takılan Roma taraftarları, kesici aletler ile saldırmaya başladılar. Mesela, 13 yaşındaki bir erkek çocuğun sadece yüzüne 200’e yakın dikiş atılması gerekti.  

Oteller kendilerine saldırı olur korkusuyla, İngilizlerin otellerine girmelerine izin vermediler. Roma taraftarlarınca kendi takımlarının yenilmesinin intikamı için sürekli saldırılan ve soyulan İngiliz taraftarlarını koruyan polis sayısı oldukça azdı. O gece kenti terk etmek isteyen birçok İngiliz taraftarı havaalanına bile gidemediler, çünkü daha önce kiraladıkları araçların sahipleri ve şoförleri, onların arabalarına binmelerini istemediler ve havaalanına götürmediler. Bu durum karşısında şaşkına dönen Liverpool taraftarları çareyi konsolosluğa sığınmakta buldular.  

Karşılaşmaya gelince, 60 binden fazla Liverpool ve Juventus taraftarları Heysel Stadyumu’nda takımlarını desteklemek için bulunmaktaydılar. Taraftarların birçoğu final maçından önce tüm günü ‘içki içerek geçirmişlerdi. Buldukları İtalyan’a saldıran holiganlar, Brüksel sokaklarını savaş alanına çevirmişti, ama statta gerekli güvenlik önlemleri alınmamıştı. Maç başlamadan kısa bir süre önce taraftarlar tezahürat yapıyorlar, bayraklarını sallıyorlar ve havai fişek atıyorlardı, ama atmosfer daha fazla şiddet içermeye başladı.  

Az sayıda polisten oluşmuş barikat Liverpool taraftarlarının karşı takım taraftarlarına doğru çılgınca koşmasını engellemeye yetmedi ve arada güvenlik bariyeri olmadığı için holiganlar İtalyanların bulunduğu bölüme saldırdı. Kendilerini korumak isteyen İtalyanların kaçış noktasındaki büyük duvar, taraftarların kaçışını engelledi! Çıkan panik ve arbedede 39 kişi hayatını kaybetti. Olayları öğrenen futbolculardan Liverpoollu Mark Lawrenson, Alan Hansen ve Kenny Dalglish sahaya çıkmak istemediğini söyleyince, devreye giren UEFA ve kulüp yetkilileri maçın oynanacağını söyleyerek oyuncuların sahaya çıkmalarını sağladı!  

Bütün bu olaylar olduktan sonra maçın devam etmesi yönünde karar veren UEFA’nın maçın 85. dakikasında verilen penaltının, taraftarları ölen Juventus’un maçı kazanması için bir jest yapıldığı çok belliydi!  

Bazı Liverpool taraftarları, şiddet olaylarının başlamasının nedeninin kendilerine taş ve başka cisimler atan Juventus taraftarları olduğunu söylüyorlardı. Diğerleri ise Belçika yetkililerinin kalabalığı kontrol etme eksikliğinden ve organizasyonun zayıflığını neden olarak göstermektedirler. Belçika yönetiminin saha içinde yetersiz polis gücü bulundurduğu ve bunların fanatiklerin çatışmasına engel olamadığını söylediler.          

Ancak herkes olaylardan sonra İngiliz holiganlarının sorumlu olduğu konusunda hemfikirdi. İtalya’daki İngiliz konsolosluğu ve İngiliz memurlar olaydan sonraki günlerde saldırılara uğradılar. Olayın ertesi sabahı Liverpool’un her tarafındaki İtalyan işyerlerinin kapılarına çiçekler bırakıldı. Evlerine dönen holiganların neye tanık olduklarını kavrayamadıkları gözleniyordu. Brüksel’deki birçok taraftar polis tarafından sorgulandı, bazıları hapis cezaları aldı. Belçika tarafından İngiliz taraftarlar “Dövüşen Deliler” olarak adlandırıldı.  

Olaylardan sonra konuşan İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, “Bizim bu oyundan holiganizmi temizlememiz gerekir.” demişti ve hemen ardından, kendisi ve Kraliçe, İtalyan halkından olaylardan dolayı özür dilediler. Heysel Faciası’ndan sonra aslında UEFA’nın Liverpool’a 3 yıl civarında bir ceza vermesi beklenirken Başbakan Thatcher bu cezanın bütün İngiliz takımlarını kapsamasını sağlayarak, “Bizim hayvanlara bu ceza az.” demiş ve kendi takımlarını 5 yıl süreyle Avrupa’dan men etmişti!

 Golü atan Platini ise: “ O stada gidip maç izlemem ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” diyordu.

Bobby Charlton: “O gece İngiliz olmaktan utanç duydum”

Faciadan sonra Heysel Stadyumu’nda birçok değişiklik yapıldı. Avrupa statlarında tel örgüler kalkmaya başladı. Tel örgülü statlar ise açılır-kapanır sistem ile olay anında uzaktan açılır hale getirilmeye başlandı.

Olayların ana nedenlerini özetleyelim:  

1-Roma 1984: Bazı İngiliz taraftarlarının 1984 yılında Roma’da oynanan Liverpool-Roma maçında, Roma taraftarlarının kendilerine çok ağır saldırmalarından sonra İtalyan taraftarlardan ‘intikam alma istekleri.  

2-Aşırı kalabalık: Heysel Stadyumu’nda gerçek kapasitesinden çok daha fazla bilet satışı vardı ve birçok kişi sahte biletlerle ve hatta hiç biletsiz bir şekilde stada girmeyi başarmışlardı. Belçikalı yetkililer binlerce sahte bilet satıldığını biliyorlardı, ama bunların stadyuma girmelerini engellemek için hiçbir şey yapmadılar. 50 bin kapasiteli stat, tıklım tıklım doluydu.  

3-Polis: Emniyet güçleri, kavgaların olabileceğine dair önceden uyarılmış olmalarına rağmen, kavga başladığı zaman, kavgayı engelleyebilecek bir şeyler yapacak kimsenin olmadığı görüldü. Olaylar başladığında Liverpool ve Juventus taraftarlarını ayırabilecek sadece ‘5 polis vardı!  

4-Stadyum: Taraftarlar arasında örülmüş daha büyük bir duvar ya da çit benzeri bir yapı olsaydı onların birbirleriyle iletişim içinde olmaları engellenebilirdi. İki kulübün taraftarlarını bu kadar yakın ve yeterli güvenlik olmadan oturtmak tam anlamıyla bir intihardı.

5-Juventus taraftarları: Liverpool taraftarlarına bazı objeler fırlatılmış ve bunun sonucu olarak Liverpool taraftarları bazı tepkiler göstermeye başlamışlardı.  

6-Liverpool taraftarları: İçkili taraftarlar, olaylar sırasında aralarındaki duvar çöktükten sonra, Juventus taraftarlarına baskı uygulamaya ve onları kovalamaya devam ettiler.  

7-Aşırı alkol: Bazı taraftarların mideleri aşırı derecede alkolle doluydu ve bu yüzden olayı fark edemediler ve yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmek yerine kavga etmeye devam ettiler.  

8-UEFA: Berbat bir organizasyondu ve finallere ev sahipliği yapmak için “dökülen” bir stadyumu seçerek büyük bir hata ettiler. UEFA’nın yaptığı en büyük hata, onlarca kişi ölmüşken maça devam kararının verilmesiydi. Bu skandal karar tam anlamıyla bir insanlık ayıbıydı.  

9-Belçikalı yetkililer: Tamamen hazırlıksızdılar ve maçta çok az polis bulundurmuşlardı. Önlemler çok geç geldi ve yapılan uyarıları dinlemediler.    

 

Kurbanların İsimleri: [Rocco Acerra (29)-Bruno Balli (50)-Alfons Bos-Giancarlo Bruschera (21)-Andrea Casula (11)-Giovanni Casula (44)-Nino Cerrullo (24)-Willi Chielens-Giuseppina Conto (17)-Dirk Daenicky-Dionisio Fabbro (51)-Jaques Francois-Eugenio Gagliano (35)-Francesco Galli (25)-Giancarlo Gonnelli (20)-Alberto Guarini (21)-Giavacchino Landinni (50)-Roberto Lorenzini (31)-Margiotta Lusci Barbara (58)-Franco Martelli (46)-Loris Massore (28)-Gianni Mastroiaca (20)-Sergio Bastino Mazzino (38)-Luciano Rocco Papaluca (38)-Bento Pistalato (50)-Patrick Radcliffe-Demenico Ragazzi (44)-Antonio Ragnanese (29)-Claude Robert-Mario Ronchi (43)-Domencio Russo (28)-Tarcisio Salvi (49)-Gianfranco Sarto (47 )-Mario Spanu (41)-Amedeo Giuseppe Spolaore (55)-Tarcisio Venturin (23)-Jean Michel Walla-Claudio Zavaroni (28)-Luigi Pidone (31)]        

 

"Bazı insanlar futbolun bir ölüm kalım meselesi olduğuna inanırlar. Sizi temin ederim ki ondan çok daha önemlidir" -Bill Shankly        

 

Yararlanılan kaynaklar: Erkal M. ve ark.: Sosyolojik Açıdan Spor, bianconeri.tripod.com; news.bbc.uk                                  





Gönderen : futbol-dilencisi  
Zamanı : 07 Oca 2013 01:47
Bu haberi yazdır yorum yaz - 8 yorum


Yorumlar

Yorumları okumak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Tavsiyeler
Yazarın Diğer Yazıları
  2013
  2012